Portfolio, Buttoned Houses-SARIHACILAR


 

DÜĞMELİ EVLER - BUTTONED HOUSES
Akseki - Sarıhacılar - İbradı - Ormana - Ürünlü

HOW TO GET THERE

Sarıhacılar; Selçuklular döneminde kurulmuş olan bölgenin en eski TÜRKMEN köylerindendir… İpek yolu üzerindeki, en önemli kervan yollarının tam üstündedir… Kervanyolları önemini kaybedince; yaklaşık 100 yıl içerisinde terk edilmiş ve DÜĞMELİ EVLER yalnızlığına bırakılmıştır….Akseki-İbradı-Ormana ve Ürünlü de ise yaşam hala devam etmektedir….

Akseki’nin sert iklimi ve dik yamaçlardan oluşan doğal yapısı; yöre insanının ekonomik durumunu, sosyal yapısını, yaşam şeklini etkilemiş ve bunun sonucu olarak barınma ihtiyacını karşılayan mekanlarının oluşumuna da yön vermiştir.

Akseki insanı, yüzyıllardır süregelen bir alışkanlıkla, çevresinde en kolay bulabildiği taş ve ahşapla yapılarını inşa ederken, özünde bugün depreme dayanıklılığı tartışılmaz bir yapım sistemi yaratmış, bunu yaparken de ahşap işçiliğinin zirvesine ulaşmıştır.

Geleneksel Akseki Evi iki katlı ve taş duvarlıdır. 60-70 cm. genişliğindeki taş duvar, esas taşıyıcı gibi görünse de, asıl taşıyıcı ahşap iskelettir. Ahşap iskeletli çerçeve sistem ve yağma yığma taş duvarın oluşturduğu bu karma sistem, Akseki’ye özgüdür ve Anadolu’da geleneksel dokularda benzerine rastlanmaz.

Taş ve ahşabın birarada kullanıldığı bu mimarı tarza bölgede, “hatıllı kuru duvar” adı verilmektedir. Evler serin ve sağlıklıdır, depreme dayanır. Ahşap elemanlar için katran denilen ağaç türü kullanılmıştır. Hiçbir koruma önlemi almaksızın, çürümeden yüzlerce yıl dayanır. Sökülerek yapıdan yapıya kullanılır.

Düğmeli Evlerde, yardımcı mekanlar alt katta, esas mekanlar üst katta yer alır. Girişteki uzun ve geniş mekana “evöğün” veya “ahıraltı” denir. Günlük yaşamın geçtiği, yeme, oturma, yatma eyleminin gerçekleştiği mekan olan odalar ve sofa üst katta yer alır. Evler, büyüklüğüne göre iki veya dört odalı, uzun ve geniş köşklü (sofalı), ahşap direkler üzerinde ahşap ayazlıklıdır (teraslı). Her odada davlumbazlı ocak vardır. Köşkün veya ayazlığın uygun bir bölümü aşlık olarak düzenlenmiştir. İç mekanlarda ahşapla işlenmiş yüklük, gusülhane, dolap, dolap üstü, odunluk, çıralık, yuvacık, kapı arası, raf, musandıra gibi irili ufaklı kullanım bölümleri bulunmaktadır. Giriş kapısının hemen üstünde ahşap payandalarla desteklenmiş ahşap cumba bulunur. Geleneksel Türk evlerinde odanın sokağa ya da avluya doğru açılan cumbası, Düğmeli Evlerde “şahnişin” adını alır. Akseki-İbradı-Ormana-Ürünlü geleneksel dokusunda görülen, tamamen ahşaptan yapılan “ayazlık” bölümü de yine bu yöreye ait bir mimari tasarımdır. Sofadan ahşap bir kapı ile bu bölüme çıkılır. Ayazlığın bir kısmı açık balkon şeklinde, bir kısmı da mutfak-wc-banyo ünitesi olarak kapalıdır.

Öncelikle sert zemin, 30-40 cm. derinliğinde kazılır ve yöreye özgü, şekilsiz yassı taşlarla, temeli oluşturacak kuru duvar örülür. Taş duvarın dikine 50-60 cm. aralıklarla kısa ahşaplar atılır ve bunların ucu, 20-25 cm. dışarıda bırakılır. Bu kısa parçaların üzerine, taş duvarın iç ve dış yüzünde, ahşap hatıl, duvar boyunca geçmeli olarak oturtulur. Düzensiz sıralarla oluşturulan kuru taş duvar, 50-60 cm. yükseldikten sonra aynı sistem tekrarlanır. Duvar yükseldikçe, duvar hizasından dışarı taşan kısa ahşapların üzeri basamak olarak kullanılır ve iskeleye ihtiyaç duyulmaz.

İki ahşap hatıl arası “destur” olarak isimlendirilirken, taş duvarda dikine atılan kısa parçalara yöre halkı “düğme” adını vermekte ve bu sistemle yapılan evlere de “DÜĞMELİ EV” denmektedir. Yatayda birbirine bağlanan ahşap iskelet, düşeyde de ahşap dikmelerle birbirine bağlanarak sağlamlaştırılır. Pencere ve kapı boşluklarına göre yaklaşık 2 m. arayla yerleştirilen ahşap dikmeler, çatıya kadar düğmelere, çatıda ise merteklere bağlanırlar. Böylece ahşap iskeletin stabilitesi sağlanmış olur. Hatıl ve ahşap dikmeler için çam veya katran tercih edilirken, düğmelerde andız ağacı kullanılır.

Ahşap iskeletli taş duvar sisteminde döşemeleri taşıyan ahşap kirişler, ahşap hatılların üzerine ve 40-45 cm. aralıklarla döşenir. Taş duvarın 20-25 cm. kadar içine yerleştirilen ahşap kirişlerin üzerine yine boylu boyunca ahşap hatıl çakılır. Duvar köşelerine ve köşe pahlarına gelindiğinde, ahşap hatıllar, çift sıra ve birbirlerine dik olarak atılırlar. Buna halk arasında “pişduvan” denmektedir. Kapı ve pencere açıklıklarının üzerinde bir nevi lento görevi gören ahşap hatılların adı ise “dökkü” olarak anılmaktadır.

Çatı örtüsünde kiremit kullanımından önce ve halen ahşap yongalevhalar kullanılmaktadır. Yongalevhalar, eğimli çatı merteklerinin üzerine, eğime paralel ve şaşırtmalı olarak dizilirler. Fakat çoğu zaman tamir edilmesi veya değiştirilmesi gerektiği için yerini kiremite bırakmıştır.

Sadece ahşap ve taşın egemen olduğu geleneksel yapım sisteminde, yağmur olukları da ahşaptır. 10-12 cm. genişliğinde ortası kabaca “v” şeklinde oyulmuş olan 2-3 m. uzunluğundaki ahşaplar, birbirleri üzerine bindirilerek ve metal çemberle tespitlenerek, saçak ucu boyunca merteklerin ucuna çakılırlar.

Ahşap kapılarda genellikle kapı kolu yoktur. Bunun yerine, yöreye has bir kilit sistemi olan “traka” kullanılır. Traka, açılan tarafta bulunan kapı kasasının üzerine oyulmuş bir delik ve bu deliğin arkasında oluşturulan yaylı ahşap parçanın hareket etmesi sonucu, kapı kanadının serbest kalması ve kendiliğinden açılmasıyla oluşturulmuş bir kilit sistemidir.

Sonuç olarak; Akseki insanını, ekmeğini taştan çıkarmak için sekiler yapmaya zorlayan doğal veriler, yöre insanının barınma ihtiyacı ve diğer gereksinimlerini inşa ederken de etkin olmuştur. Yöreye özgü taşları harçsız, ahşap hatıllarla birbirine bağlamış düğmeli evleri oluşturmuş, çevresinde en yoğun olarak bulduğu ağacı işlemiş; kimi zaman camsız pencerelere ahşap oyma kafes, çarkıfelek motifli kepenk yapmış, kimi zaman da yıldız göbekli ahşap tavanın orta yerine bereketi simgeleyen “nar” olarak kondurmuştur.

Mekanlar artık şahnişin, mabeyn, hayat veya gusülhane; mimari elemanlar ise şerbetlik, sergen veya güğümlüktür. Akseki merkezde yer alan “Boyalı Ev” de en güzel örneğini bulduğumuz alçı işçiliği ve kalem işinin birlikte kullanıldığı, antik dönem izleri taşıyan sütun ve sütun başlıklarını, Sarıhacılar Köyü Camii‘nde, pembe ve yeşile boyanmış olarak ve ahşap çıtalı tavanı taşımaya çalışırken bulmak şaşırtıcıdır. Yine o doğal veriler ki hayat ağacı olarak karşımıza çıkar bir mezar taşında, veya vazoya konmuş bir demek çiçektir. “Ak Ev” in kapı üstünde veya bir salkım üzümdür Akseki Merkez Camii mimberinde. Ve o ustalar ki hiç çekinmeden taşçı işaretlerini bırakırlar eserlerinin giriş cephelerine…

Advertisements
This entry was posted in . Bookmark the permalink.

Thanks for following me

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s